Ocak 3, Çarşamba

Saat beş civarı gök gürültüsüne uyandım. Şimsekler eşliğinde Luna’nın silüteni görerek uykuya daldım. Sekizdi uyandığımda.

Hızlı bir tur ve işe geldim. Dolunayın ağırlığı üzerimde. Karnımda bir ağrı var. Tahamülsüzüm. Bu hafta eski seneden hissi veriyor.

Gri alanlar beyaza doğru gitmiyor hissim var. Her gün insanı anlamaya sevmeye uyanıp içinde bulundukları muğlaklık beni bazı sabahlar daha da yoruyor.

Böyle günlerin panZehiri mantı. Mercimek çorbası. Kırmızı şarap eşliğinde mantarlı pizza da olabilir.

Dolunay zamanları ruhumu net hissediyorum. Ruhuma hitap etmeyen, ruhunun farkında olmayan esir insanlara karşı tahammülsüzleşmem bundan.

Dün mesela derinden bir bırak sinyali geldi. Bıraktım. Üzerine hayaller kurduğum kişileri de durumları da bıraktım.

Sabah kahvem güzeldi, şimdiye kadar okumadığım Ahmet Cemal ile sürükleyici, öğlen arası olsun ve hikayenin sonunu okuyabileyim istiyorum.

Dün öğlen çektiğim sıkı dostlar, bu sabah derin bi uykudaydı.

Akşam onlara Luna’nın protein fazlası nedeni ile kaşıntı yaptığından şüphe ettiğimiz Acana’dan götüreyim. Gözlerindeki sevgiyi görmeyi seviyorum, andaki heyecanlarına özeniyorum.

Öğlen arasında, Dokunmak kitabından, ilk kosa hikayeyi okudum. Dokunaklı. İlk hikaye ile piyasada olan tüm kitapları almaya karar verdim, Ahmet Cemal’i yeni bulmuş olmak büyük şans. Ben keşfetmedim, Aslı bahsetti.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s