kış ışıkları

bu sabahta rüyamın etkisi ile uyandım, buraya değil ama rüya defterime yazdım, yazarken de aşık olduğum adamı düşündüm, sevgilisinin rüyalarını yazarak kitap çıkaran yazardan ona bahsettiğimde ne romantik demişti. ben onun kitabını yazmak istiyorum hem mecaz hem de gerçekten onun geldiği geçtiği yolları anlatan bir kitap.

geç uyandım, luna sanırım yağmur yağıyor diye beni her zamanki saatimiz 7’de uyandırmak istemedi, ya da gerçekten artık onunla duygu birliği yakaladık,  karnımın ağrısını bir şekilde biliyor ve bırak uyusun zaten hafta başından beri yatağa 9:30’da giriyor dedi.

yoga yapmadım.

yapamadım, yapmadım. a harfi tüm anlamı nasıl da değiştiriyor, sabah masal kitabından çok güzel bir cümle okudum, eylemlerin önceliklerini gösterir.

niyama’nın bir kez daha asana öncesinde neden geldiğini idrak ettim, bu da yoga. yama, niyama, asana. 1,2,3 kaldı beş ayak daha. yolumuz uzun.

bu sabah yapmama nedenim suların kesik olmasıydı. 12 saatten uzun bir süredir sular kesik, su olmaz ise ben yaşamam, elektrik olmasın dayanırım, su olmadan asla.

akşam yaparım.

kendine şefkat ve zaman ver, önemli bir kırılma yaşıyorsun, sabahına ama her sabahına yeni bir şey ekliyorsun, hayatına ekliyorsun.

sabaha eklemek durumunda da değilim, zorla değil, zerafetle ve içten gelişle,  yoga yaparak başladığım günlerdeki hafifliğimi, etrafa bakışımı, gülümsememi  bildiğimden içimden gelen dürtü sabahına kat diyor ;

tuvalet, luna, duş, yoga, iş.

bu sıralama  benimle ol.

bu yazı draft’ta kalmış, 7 ocak 2017

2 Ocak, Salı

Sabah pelte halinde uyandım. Olumlu pelte, sanki yatakla liflerimiz birbirine geçmişcesine tek vucüt olmuştuk. Luna’yı severek oyalayıp biraz daha uyudum. Aklımdan insanın yataktan çıkması için bir nedeni olması bunun içinde kim olduğunu bilmesi bu bilginin de bilgece hayata geçmesi gerekir diye düşüncelerle, yavaşca yataktan kalktım, sağ dizim sol kalçamda bir şey çekti battı ayaklarım yerle… Continue reading 2 Ocak, Salı

Ocak 1, Pazartesi

Bir şey nasıl başlarsa öyle devam eder diye bir söz vardır. Sene, pazartesi günü başladı. Düzenli, başladığı haftayı tatil olarak dört iş gününe indirerek bize ilk kıyağını çekti. Pazartesi, güneşli serin taze bir havada yürüme imkanı tanıdı. Sessiz dingin bir seneye aya ve haftaya başlangıç. Uyandım, az baş ağrısı ile. Dışarı attık kendimizi. Yarım saat… Continue reading Ocak 1, Pazartesi

Ta.

Seni ancak yazabiliyorum. Bu sene her günümü yazacağım. Aralık ayının son günlerinde. Kısım kesim 2017’yi yazacağım. Bir ilkbahar esintisi gibi geldin. Kendiliğinden, doyurucu ve gerçek. Gitmek istediğinde de ben kara kış fırtınası gibiydim. Belki senin dışındaki soğuk kuru hava içimdeki suları üşüttü. Dalgalandırdı. Kim bilir.

bölüm 1 sonrası kalanlar

Okuduğun kitaplarla eş zamanlı hissedip yaşadığın günlerdesin. Kendini kazımaktan yorulmuş, aynalık sandıklarında gördüklerini yanlış yorumlamaya meyletmişken ya içiyor, ya yazıyor ya da yoga yapıyorsun. Enzimlerin zarar mı görüyorum derken birden temiz hava ile doluyorlar, aynen senin beynin gibi. Düşüncelerin gibi. Baktığın aynalardan bazılarının sisli, kırık aslında ayna değilde ayna görüntüsü vermeye çalışan yapıştırma plastikler olduğunu… Continue reading bölüm 1 sonrası kalanlar